Genel

İnsanlığa Yön Verenler

By Fatmanur Erdogan for Brand Map, August 2019

Çok farklı alanda düşünürleri ve mucitleri bir araya getiren MIT Media Lab, 2016 yılından bu yana dünyadaki tüm öğrencileri, sorumlu ve güvenli bir tutum sergileyerek, statükoya meydan okumaya davet ediyor. 

Nasıl mı?

Yaratıcılığı körüklemek ve mevcut düzeni dönüştürerek geliştirmek amacıyla başlattığı “Disobedience Award” yarışması ile. Sıradışı bir “kural tanımazlık” prensibiyle hareket ederek toplum yararına olacak çalışmaları ödüllendiren bu yarışma, MIT’nin neden dünyanın en inovatif kurumu olduğunu da kanıtlar nitelikte. Öğrencilere, “Size söylenenleri yaparak dünyayı değiştiremezsiniz.” öğüdünü veren MIT Media Lab direktörü Joi Ito, MIT yönetim anlayışının benzer şekilde, “özgür ifade ve makul dozlarda kurallara ve otoriteye karşı gelen yaklaşımları” hoşgörü ile karşıladığını ifade ediyor. $250.000 ödüllü yarışma için sizde 31 Temmuz 2019 gününe kadar aday gösterebilirsiniz. Sonuçlar Kasım 2019 ayında duyurulacak.

2018 yılı Disobedience Award, #metoo ve #metooSTEM akımını başlatan Tarana Burke ve BethAnn McLaughlin ile STK’ların bu alanda daha adil ve kapsayıcı hareket etmesine öncülük eden Sherry Marts’a verildi. Gerçeği söyleme cesareti, sesi olmayana ses verme gücü, kişisel sorumluluk ve kişisel bir çıkar beklemeden doğruyu ortaya çıkarmak değerlerini kapsaması sebebiyle ödül, dünyayı da kasıp kavuran #metoo akımının öncülerine gitti. 

Korumacı kaslarla çalışan insanlardan oluşan işletmelerde ne yaratıcılık ne de inovasyon tam anlamıyla yeşerebiliyor. İlerlemeci kasları zayıf olan insanları istediğiniz kadar eğitime sokun, yeni mekanlarda çalışmalarını sağlayın ya da esnek zaman verin, korumacı kaslarıyla hareket etmeye devam edeceklerdir. Her ne kadar küçük değişiklikler ve gelişmeler sağlasalar da, rekabetin bu kadar hızlı gittiği bir düzende bu kopya yapıştır yeniliklerle fazla uzağa gidilemeyeceği açık ve nettir. 

Gazeteci yazar Şafak Altun yeni bir kitap yazdı. İsmi Uyumsuzlar: İnsanlığa Yön Verenlerin Hikayesi. Kitabın başlığı sizi yanıltmasın. Kulağına küpe taktığı için yaratıcı olduğunu sanan, küstahlığı özgüvenle karıştıran, bilgiyle değil araklama fikirlerle iş yapan, ortalıkta kotla dolaştığı için zamanın ruhuna uyduğunu düşünen, hangi ortamda nasıl davranması gerektiğinden bir haber olanlardan bahsetmiyor. Hayatla ve hayatın içinde uyumlu ama rutinle, haksızlıklarla, adaletsizliklerle, statükocu yaklaşımlarla bir derdi olanlardan bahsediyor. Kitapta hayatı daha iyiye götürmek isteyenlerin, birçok alanda yenilik, gelişme ve fayda sağlayabilmek için çaba gösterenlerin, lafta “yaptık” demek için yapılan işlere karnı tok olanların hikayeleri anlatılıyor. 

Dijital dönüşüm sürecinde olduğumuz bu süreçte, herkesin endüstri 4.0’dan bahsederken toplum 5.0 felsefesini anlamadan endüstri 4.0’dan bahsedilemeyeceğinin farkında olmayan bir iş ortamında, hep zayıf bir takip eden olmanın ötesine geçebilme gücüne sahip olmamız gerekiyor.  Kitabı ilham vermesi için okuyun. Değişimleri yapabilenler kurumsal hayatların her insanı aynı kalıba sokan tutumlarına ve kurum kültürü kisvesi altında baskılanan yetenekli insanların sinmiş duruşlarına boyun eğmeden dik durabilenler oluyor. Şirketlerin artık bünyesine daha yüksek oranda İlerlemeci kaslara sahip insanları katmak ve halihazırda bünyesinde İlerlemeci kasları yüksek olanlara yol açmaktan başka çaresi yok. 

Bazen Yuval Harari’nin neden bu kadar pesimist bir bakış açısına sahip olduğunu düşünüyorum. Bir konu hakkında veri sahibi olmak yetmiyor. O veriyi anlamlı bilgiye dönüştürebilmek çok başka bir zeka, başka bir yetenek, başka bir sentezleme yetkinliği gerektiriyor. Harari, çoğunluğun veriye sahip olduğu ama az insanın sentezleme becerisi olduğunu biliyor olsa gerek. Aksi takdirde ortalık birbirinin kopyası işlerle dolu olmazdı. İş insanı ilhamı alıyor ama günlük rutinindeki güvenli sandığı aynılığa mahkum hareket ediyor. 

MIT Media Lab bir cesaret gösterisi ya da pr amaçlı bir etkinlik sergilemiyor. DNA’sına uygun bir iletişim projesini hayata geçiriyor. Hakikatin önemsizleştiği, güvenin dip yaptığı ve kime güveneceğimizi şaşırdığımız böyle bir devirde, MIT Media Lab gibi özü ve sözü bir olan herkese ve her kuruma kuşkusuz yüksek ihtiyaç duyuyoruz. Geleceğe yönelik bizlere sadece ümit aşılamakla kalmayıp, nasıl hareket edilmesi gerektiği konusunda ender rol model kurumlardan oldukları için de sonuz teşekkür ediyoruz.